Yükleniyor...

İğne oyası

Dünya literatürüne "Türk Danteli" olarak giren iğne oyalarımız, ilk bakışta dantelle benzerlik gösterse de, bir alan oluşturan ve mutlaka bir eşyaya dikilmek üzere yapılan iki boyutlu dantelden, üç boyutlu yapısı ve başlı başına bir süsleyici olması ile ayrılmaktadır.İğne oyalarının malzemesi genellikle ipektir.

İğne oyasının ortaya çıkıp gelişmesinde en büyük etken, Anadolu'nun İpek Yolu üzerinde olması ve ipek üretimi yapılmasıdır.Küçük iğnelerle düğümlenmek suretiyle yapılan oyaların, düğümler sıkıştırıldıkça örgü gözleri de küçülmektedir.İğne üzerine iplikle ilmik atarak ve iğneyle ipliği bu ilmik içinden çekerek yapılan iğne oyalarının, kare ve üçgen olmak üzere iki ilmek çeşidi bulunmaktadır.

Tekli sarma veya çiftli sarma biçiminde yapılabilen iğne oyalarının, tekli sarmasında, önce kumaşa batırılan iğnenin üstüne ipliğin sağdan sola doğru çevrilmesiyle bir halka oluşturulur.İlmekler belli aralarla tekrar edilerek zürafa adı verilen birinci sıra tamamlanır.Dönüş sırasında aynı ilmek soldan sağa doğru yönlendirilen halka içinden geçirilerek yapılmaktadır.

İkinci sıra ise ya birinci sıradaki ilmeklerin birleşme noktalarına ya da ilmeğin ortasına iğneyi batırarak aynı işlemler sürdürülerek kök, kaya ve ana oya gibi bordürü oluşturacak motifler meydana getirilerek yapılmaktadır.Örgü desenlerine, bölgelere göre örücüler arasında birli, pirinç, Mecnun yuvası, trabzon / trabzan vb. adlar verilmektedir.İğne oyalarında bir çiçek, bir yaprak başlı başına bir örnek sayılmaktadır.Bunların kullanıldığı yere göre çeşitli biçimlerde dizilmesinden kompozisyonlar oluşmaktadır.Bu kompozisyonları ;

1)Ulamalar

2)Yemeni Oyaları

3)Hotoz Oyaları

4)Taç Oyaları

5)Dal Oyaları

6)Saksı Oyaları

7)Kese Oyaları Olarak Sıralayabiliriz.

Motiflerin dik durmasını sağlamak için at kılı, anten teli, son zamanlarda misina kullanıldığı gibi, ayrıca yumurta akı, şeker veya jelatin ile de kolalanmaktadır.İğne oyalarında tabii ipek iplik, pamuklu iplik kullanıldığı gibi pul, boncuk vb. süsleyici gereçlerle yapılan örneklerden oluşan çeşitleri de görülmektedir.

Resim:Kelebek, Ankara/Nallıhan

kaynak: kultur.gov.tr

---Kumaş zincir yada kalın iplik üzerine iğne yardımı ile düğüm atılarak yapılan bir örgü sanatıdır.
Derin bir geçmişe sahip olan iğne oyaları aynı zamanda çok zengin çeşide de sahiptir. Türk kadınının yaptığı oyalara verdiği adlar onların hayal gücünü ve günlük hayata bakışlarını yansıtmaktadır.
Genellikle ipekten yapılan iğne oyaları küçük iğnelerle ilmikler düğümlenerek örülür. Düğümler sıkıştırıldıkça örülen iplik inceltildikçe örgü gözleri de küçülür. İğne oyasındaki örgü desenleri benzedikleri şekillerle adlandırılır. Birli, mecnun yuvası, pirinç, Trabzon vb...

 

Geleneksel Kültürümüzün yeni kuşaklara geçmişten günümüze gelebilen, süsleme ve süslemek amacıyla kullanılan ve tekniği örgü olan iğne oyaları sadece Türk'e özgü bir el sanatıdır.

Hat sanatında nasıl, yazı süsleme unsuruna dönmüşse, bu defa tam tersi süsleme unsuru olan iğne oyası Türk kadının sesi, dili, yazısı olmuştur.

Türk kadınının Türk devlet geleneğinde gerçek yeri olan eşi ile yan yana olma konumunu kaybettiği dönemlerde konuşması ayıplanan gelin, susmak durumunda olan genç kız iğne oyasında kullandığı renk ve desenlerle karşı tarafa mesajlar göndermiştir.

Kâh sitemlerini yolladığı mektup, kâh sevgisinin nişanesi olmuş. Ve gün olmuş el emeği göz nuru ekmek kapısı olmuş.


Namrun İğne Oyalarının özellikleri şöyle sıralanabilir.

1- İletişim aracı olarak İğne Oyaları ;

Anadolu insanı geleneksel yaşantısının gereği olarak tüm yaşamış ve yaşamamış duygularını büyük bir içtenlikle iğne oyaları aracılığı İle dile getirmiştir.

Namrun iğne oyalarının birer name ve sözsüz konuşma aracı olarak kullanıldıkları görülmektedir.

Toros dağlarının bazı dağ köylerinde yapılan bir araştırmaya göre; yeni gelin belli bir süre geleneklere göre evinde istediği zaman istediği şekilde konuşmayı, Yeşilin çeşitli tonlarıyla işlenen oyalar, yeni gelinin evinden ve eşinden memnun olduğunun, sarı renkli oya mutsuzluğun ifadesidir.

Çakır dikeni isimli oya gelinin Kayınvalideye "Bana diken gibi bakma" mesajını iletirken, mor sümbül aşık kızı, pembe sümbül miraslı kızı, beyaz sümbül bağlılığı anlatır.

Başına bir oyalı yazma örten gelin, eşi ile arasının iyi olmadığını anlatmaya çalışır. Yayla gülü, gençlik ve güzellik ifadesidir. Yonca, dilek ve şans olarak kullanılır. Altmış akıl yetmiş fikir isimli oya fikrin akılla birlikte daha önemli olduğunu anlatır.

Namrun iğne oyalarında tespit edilen 85 örnekte başta çiçek, böcek, geometrik biçimler ve işlenmeyle uygun başka şeylerin de konu edildiği, bunlardan özellikle çiçeklerin gerçekçi bir biçimde, öteki konuların ise özgün ve özgün anlatımla gerçekleştirildiği görülmüştür. Ortak renkler Yeşil Sarı ve Sarının tonlarıdır.

2-Yalnız iğne oyalarına özgü olup kuşaktan kuşağa geçen ve giderek soyutlaşmış öğeler. İğne oyaları yaşadıkları çağa tanıklık eder. "Otel Odaları" isimli oya otelcilik geleneğinin oyası üretildiği bölgedeki yerleşim ile ilgilidir.

3- İğne oyaları boş zamanları değerlendirirken yararlı bir uğraş ortamı yaratır.

4- İğne oyalarının toplumsal özelliği eğitim için ayrı bir çözüm yoludur..

5- İğne oyları genellikle birlikte toplu halde üretilir. Böylece toplumsal dayanışma, paylaşma dostluk arkadaşlık, yardımlaşma giderek anlam kazanır. Aynı zamanda anlatılan öyküler masallar, bilmeceler halk edebiyatımızın zenginleşmesine ve kuşaktan kuşağa geçmesine yardımcı olur.

6- İğne oyaları Ekonomiye katkıda bulunur.


Teknoloji'nin hızla gelişmesi, zevklerin sürekli değişmesine karşın ülkemizde ve dünyada el sanatları üzerine ilgi giderek artmaktadır. Ancak içerik bakımından hızla değişmekte özgünlüğünü kaybetmekte olan geleneksel el sanatları ülkemizin araştırılıp korunması çeşitli yöntemlerle çoğaltılarak yaygınlaştırılması yeni ve çağdaş yorumlarla maddi kültürümüze katılması ve pazarlanması gereği ortaya çıkmaktadır.

Bu amaçla, geçtiğimiz yıl Kültür Bakanlığı tarafından uygulanan bir proje ile iğne oylarının, Türkiye'deki müzelerde özel koleksiyonlar resmi ve özel kuruluşlardaki envanteri çıkarılmış, öncelik sırasına göre, Namrun, Mudurnu, Nallıhan pilot bölge olarak seçilmişti. Bu bölgelerdeki oya sanatçıları ile görüşülmüş, özgün oyalar satın alınmış, bölge özelliklerine göre üretilenler sergilenmiş ve Dosim aracılığı ile pazarlanmıştır.

Özellikle ev kadınları tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanan, bazı hasta ve çalışamayacak durumda olan ailelerin geçim kaynağı haline gelen bu proje bir süreden beri ne yazık ki uygulamadan kaldırılmıştır.

Türk halkının üstün zevkini zekasını incelik ve yaratıcılığını tamamiyle yansıtan iğne oyalarına ilgi giderek artmaktadır.

I. Ö. 2000 Yıllarına ait örnekleri tespit edilen oyaların 12. Yüzyılda Anadolu'dan Yunanistan'a oradan da İtalya Yolu ile Avrupa'ya geçtiği tahmin edilmektedir.

Oya bir bezemedir. Süslemek anlamında kullanılan bu sözcük eski Türklerden günümüze kadar kullanıla gelmiştir. 11.Yüzyıl Türklerinde "ev bezendi" " Kadın Bezendi" yani (uragat Bezendi) (avrat bezendi) sözünü kullanıyorlardı.

Mısırdaki Memluk Türklerinde de Oya sözü "Oyu" şeklinde telaffuz edilirdi. Kuman Türkleri kumaş ve taş üzerine nakış yapmak işine "ovuylamak" diyorlardı. Oya Kırkız Türklerinde "oyum" şeklinde gelişmiştir.

Bugün Yaşama savaşı veren İğne Oyaları, Rize, Konya, Bursa, Kastamonu, İzmir çevresi Balıkesir Gönen, Kütahya Gediz, Muğla, Bafra, Ordu çevresi Bolu ve Namrun da yapılmaktadır.

Namrun (LAMPRON) , yeni adıyla Çamlıyayla; Tarsus'a 67 km mesafede, Berdan ırmağının iki büyük kolu arasında Toros dağlarının eteklerinde, üç tarafı dağlarla çevrili bir konumdadır. Namrun'un en yüksek noktasındaki kale 11 y. y.yapılmıştır.

Namrun kalesi bu bölgenin tam ortasında bütün alana hakim durumdadır. 1990 da ilçe olan Namrun – Çamlıyayla'da yerli halk kale eteğinde şehirli yaylacılar ise, sıcak yaz aylarında, kalenin etrafında oluşan yedi tepe üzerindeki yerleşim bölgelerinde yaşarlar.
Bu semtler, Cuma yakası, Mercimek, Kale önü-Kale ardı, çuvalgı, tepensesi, Çayır ekinliği, Göbter gibi yöresel olarak isimlendirilmişlerdir. İğne oyası üç bin civarındaki yerli halk tarafından yapılmaktadır.

Türk halkının üstün zevkini, zekasını, incelik ve yaratıcılığını tamamiyle yansıtan İğne Oyaları "Oya Gibi" sözü ile de güzellik sembolü olmuştur.

Amerika Colorada Üniversitesi, Avrupa El Sanatlarını tanıtan bir film ve kitap projesi sadece Namrun iğne oyalarına yer verilmesi planlanmıştır.

Ayrıca Namrun İğne Oyaları Unicef Kartpostallarına konu olarak seçilmiştir. Ancak bu ilginin yeterli olduğu söylenemez.

Bu konuda Milli Eğitim ve özellikle Kültür Bakanlığına büyük görevler düşmektedir.
Araştırmalarda yardımcı olmak, araştırmalara kaynak, malzeme, maddi imkan, örnek, araç-gereç bakımından yol gösterecek, geleneksel el sanatlarımızın özgünlüğü bozulmadan üretilip çoğaltılarak pazarlanmasını sağlayacak bir kuruluşa ihtiyaç olduğu açıktır.

İğne oyalarının kalite renk desen ve bölge özellikleri bozulmadan geliştirilebilmesi için mucize ve şahıslarda bulunan özgün örnekler malzeme motif ve renk olarak karakterlerini hiç değiştirmeden üretilmesi ve tanıtılması ve pazarlanması sağlanmalıdır.

Alıntıdır...

 

Etiketler

Hiçbiri